yolcuları ölmüş yolun sağlığına içiyor
büyük kızlar, hüzne… sahici tebessümle
yıkıyorlar umudu kına gecelerinde
ah yarın hep tertemiz de dün kirli
otuz dokuz senfoni sonra seslenen adama
da anlatamayız şimdi kırk yıllık kederi



bir somun ekmeği bile bölüşemeyiz
sabahı ve kuytusunu aşkın… ki ne çok
yaslanmıştık…saklanmıştık… aklanmıştık…
bir daha o kadar beyaz olabildin mi
parladı mı kuşkonmazlarda unutulan
bakışların ay… ateşim


ben sonbaharın oldum… ışık sönünce
el yordamıyla bir mevsim buluyor insan
ama hiç karanfil koklamadım… yağmur
sesine koydum kutsal öpüşlerini… gittim
göğsümde böcek ölüleri… yakmadan
küçük kızların gemilerini... doyasıya yittim…










Esra Güzelipek